Citation
Önce Quaresma geldi, ardından da Guti.. Ve bu iki bomba sonrası çoğu Beşiktaşlı, Daha ne olsun demeye başladı. Ancak Başkan Yıldırım Demirören`in durmaya hiç niyeti yok. Fanatik`e konuşan Başkan, Robinho aşkını resmen ilan etti.
Yaptığı müthiş transferlerle şu anda Türkiyenin en hareketli kulübü olan Beşiktaşta sular durulacak gibi durmuyor, Fanatike konuşan Başkan Yıldırım Demirören de adeta bunu onaylıyor. Orhan Yıldırımın sorularını telefonda yanıtlayan Kartalın patronu, Robinhoyu da getireceğim diyor. İşte Yıldırım Demirörenin Fanatike yaptığı çok özel açıklamalar: Şu anda size Avrupanın en önemli transferlerini gerçekleştiren kulübün başkanı olarak konuşuyorum. Bu yıldızlar iki ama üç olmaması için hiçbir sebep yok. Quaresma ve Guti isimleri gündeme geldiğinde rakiplerimiz bize gülüyordu... Biz bu iki büyük yıldıza Siyah-Beyazlı formayı giydirip, önemli bir başarıya imza attık. Şimdi yeni bir dünya yıldızını Beşiktaşa kazandırmak için çalışıyoruz. Böylesine büyük transferleri gerçekleştirmek kolay değil, zamana ihtiyaç var. Robinhoyu çok istiyorum. Onu Beşiktaşa getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Transferde önemli aşama kaydettik. Hem oyuncu hem kulübüyle görüşmelerimiz sürüyor. Bazı sorunlar var. Onları da aşarsak bir dünya yıldızı daha İnönüye gelecek.
Fanatik

Demiroren se comporte comme le super Baskan de Fenerbahce, il lui renvoie la balle !!
Citation
Beşiktaş, ısrarla istediği Bursasporlu Sercan Yıldırım konusunda dev bir adım attı. Ertuğrul Sağlam'ın çok istediği Fink bonservisiyle yeşil-beyazlı ekibe veriliyor. Fink konusunda hiç pazarlık yapmayan Beşiktaş, "Fink ve Holosko'yu verelim, Sercan'ı alalım" teklifini yineledi. Siyah-beyazlı ekip bu hafta imza attırmayı umuyor.
PARA DA İSTİYORLAR
Fink ve Holosko dışında bir futbolcu daha verilebileceği belirtiliyor. Bursaspor yönetimi ise Fink ve Holosko'ya yeşil ışık yakarken bir miktar da para koparmanın peşinde. Başkan Yıldırım Demirören ve yönetici Serdal Adalı ise "Bu işi parasız takas ile bitirelim" diye baskı yapıyor.
Takvim
Citation
Muhammed'in Barcelona Macerası
Beşiktaşlı Muhammed Demircinin kısa Barcelona macerasının bilinmeyen yüzü ortaya çıktı.
Minik futbol yıldızını keşfeden ve yıllardır ağabeylik yapan Seyit Ateş, İspanyaya gittiklerinde yaşadıkları olayları açıkladı.
O günlerin perde arkasında kalan olayını Seyit Ateş şöyle dile getirdi: Muhammed şu anda 16 yaşına girmek üzere. Barcelonanın deneme maçına çıktığında 11 yaşındaydı. Havaalanına indik, hem İspanyol bayrağı hem de Katalonya bayrağı vardı. İspanya değil de farklı bir yerde olduğunuzu size hemen hissettiriyorlar. Muhammed maçta herkesi kendisine hayran bıraktı. 20 antrenör onu izledi. Etoonun akrabaları gördü, Maradona diye seslendiler. Barcelonalı hocalar ise Mami diye çağırdılar. Çok beğendiler ve alt yapıya almak istediler. Sonra baktık ki, Avrupada 16 yaşından küçük çocuklar ancak aileleriyle transfer yapabiliyor. Barcelona ise bunu kendine göre değiştirmiş, çocukları kiliseden onaylı bir ailenin yanına veriyor. Çünkü tesislerde barındıramıyor. Din konusunda fanatikler. Yüzde yüz yeni Messi olacağını bilseler bile inatlarından vazgeçmezler. Kilisenin onay vermediği hiçbir aile Barcelonanın yanından bile geçemiyormuş. Muhammed ise Müslüman bir Türk çocuğu. Neler olabileceğini anlayınca transfere izin vermedim.
Ateş Muhammedi ilk tanıdığında bir kimliği bile olmadığını belirtirken, Kiliseden onaylı aile olayını duyunca korktum. Muhammedi çok seviyorum. Çok ahlaklı ve karakterli bir çocuk. İsmi de çok özel. Ama 16 yaşından gün aldığında, Barcelonaya rahatlıkla ailesiyle birlikte gidebilir. Zaten geçen hafta Barcelonanın alt yapı antrenörlerinden Colomo buraya geldi. Takibi bırakmıyorlar diye konuştu.
DOMUZ ETİNİ GÖRDÜ KAHVALTI ETMEDİ
Barcelona ile ilgili bir anısını daha anlatan Ateş şunları söyledi: 10 gün orada kaldık. Muhammed ton balıktan başka bir şey yemedi. Kahvaltı açık büfeydi. Domuz etini görünce, bütün kahvaltılıkların bu ete dokunmuş olabileceğini söyledi ve ağzına sürmedi.
ÖNCE İNÖNÜYÜ ÇILDIRTACAK
Muhammedin de aklının İnönü Stadında Beşiktaş taraftarıyla buluşmak olduğunu belirten Seyit Ateş, Önce iyi bir Müslüman çocuğu olarak yetişmeye devam edecek. Sonra iyi futbolcu olacak ve İnönüyü çıldırtacak. Zaten doğuştan Beşiktaşlı. En sonunda Barcelonaya veya bir başka takıma gidecek dedi. Ateş, Manchester City ve Chelseanin de minik yıldızı takipte olduğunu belirtti.
MARADONA MI ALIYORUZ?
Kamuoyunun yıllardır gelişimini yakından takip ettiği Muhammed, yakında Beşiktaş ile profesyonel sözleşme imzalayacak. Kulüple görüşmeleri sürdüren Ateş, Serdar Adalıdan, Muhammedin A Takıma girmesi halinde maç başına 50 bin Euro istediğini anlattı. Verilen cevabın ise Maradona mı alıyoruz? şeklinde olduğunu belirtti ve Ben de Benim çocuğum ondan da iyi cevabını verdim diye konuştu. Beşiktaş ile 3 yıllık anlaşma yapacaklarını belirten Ateş, siyah-beyazlı taraftarların bu futbolcuyla gurur duymaya devam edeceklerini ifade etti.
GÜNDE 150 GRAM ET
Şu anda Beşiktaş A2 Takımında oynayan Muhammed Ateş sürekli ev değiştiriyor. Çünkü hiç tanımadığı insanlar adresini bulup Ben senin akrabanım diyor. İngilizce ve İspanyolca dersler alan küçük yıldız, psikolog desteğine de sahip. Ateşin üzerine titrediği Muhammed, her gün 150 gram kırmızı et yemek zorunda. Gece 10.30da da mutlaka yatıyor. Adidas 5 yıldır Muhammedin ihtiyaçlarını karşılıyor. Nike da sürekli sponsorluk teklifi yapıyor.
BANA İKİNCİ EL TELEFON AL
Muhammed Demirci, idmanlara Seyit Ateşin BMW cipiyle gidip geliyor ancak cebine günlük 15 liradan fazla para girmiyor. Tek kötü huyu ise unutkanlığı! Seyit Ateş gülerek anlatıyor: 5 yılda 25 tane telefon kaybetmiştir. Gittiği yerde bırakıyor. Geçenlerde yine telefonunu kaybettiğinde yanıma geldi ve Ağabey artık bana ikinci telefon al dedi
İĞNE TEDAVİSİYLE BOYU UZATILDI
Muhammedin ailesinde boy sorunu var. Ancak minik yıldızın problemi büyük ölçüde çözülmüş. İğne tedavisiyle boyu 1.70e kadar uzatılmış. Normalde şu anki boyunun 1.50 olması gerekiyorken, bir profesör desteğiyle süren tedavi 20 santimlik uzama sağlamış. Tedavi iki ay daha sürecek. Muhammedin babası 1.50, annesi daha da kısa. Ateş, Ben Muhammedi 1.33teyken emanet aldım. Tedavi süresince anladım ki boy kısalığı artık aşılamayacak problem değil. Tıp bunun da üstesinden belli ölçülerde gelmiş diyor.
AKSARAYDAN FULYAYA YÜRÜDÜ PARASI YOK DİYE KULÜBE GİREMEDİ
Muhammed Demircinin hikayesi öyle ilginç ki
Aslında futbola 9 yaşındayken bir kulüp çatısı altında başlamak istemiş. Hedefinde de yine Beşiktaş varmış. Ateş o günleri şöyle anlatıyor: Onu ilk gördüğümde Seni Beşiktaş Futbol Okuluna yazdırayım dedim. Fakat bana Gittim ama almadılar abi cevabını verdi. Meğer bir o zamanlar oturduğu Aksaraydan Fulyaya tek başına ve yürüyerek gitmiş. Aylık 80 lira para istemişler. Para olmadığı için yazılamamış.
KÜPE VE DÖVME YASAK
Muhammed asla küpe takmayacak. Vücuduna dövme yaptırması da yasak. Yoksa ağabeyi Seyit Ateşten helallik alamayacak.
ALEXTEN FORMA İSTEMEDİM
Muhammedin bir de Alexten forma istemesi hikayesi var. İnönüdeki bir Beşiktaş maçında top toplayıcılık yapan Muhammed, maç sonunda utana sıkıla Alexin yanına sokuluyor ancak bir türlü diyeceğini diyemiyordu. Bilinenin aksine Muhammed forma olayını farklı anlatıyor: Ben Alexten o gün forma istemeyecektim. Çünkü Fenerbahçe kazanmıştı ve yanlış anlaşılırdı. Bütün Fenerliler sevinmeye gitmişti. Bir tek Alex sevinmiyordu. Ben de neden sevinmediğini soracaktım. Ona hayranım. Alexin ara paslarını çok seviyorum. Her gün özel idmanlar yapıyorum
PARA KAZANDIRMADAN GİTMEM
Muhammed, oyunu iki yönlü oynamayı sevdiğini belirtirken, beğendiği futbolular arasında yeni transfer Quaresma olduğunu da ifade etti. Muhammed şunları söyledi: Porto maçında canlı izlemiştim. Süper bir futbolcu. Sergen Yalçın da benim için zirvede yer alır. Rüyalarımı süsleyen takım Barcelona. İlk önce Beşiktaş A Takımında oynamak istiyorum. Bu kulübe para kazandırmadan bir yere gitmem.
Citation
Beşiktaş'ın yeni transferi Ricardo Bernardo Quaresma, sahada olduğu süre boyunca takımı için her şeyini vereceğini vurgulayarak, ''Ben buraya Beşiktaş'ı ileri taşımak için geldim. Camiamıza büyük mutluluklar yaşatacağım'' dedi.
Siyah-beyazlı kulübün dünyaca ünlü Portekizli futbolcusu ''Q7'' lakaplı Quaresma, Türkiye'deki ilk röportajını Beşiktaş Kulübü'nün aylık resmi yayın organı Beşiktaş Dergisi'ne verdi. Derginin ağustos sayısına konuşan Querasma, kendisinden çok şey bekleyen siyah-beyazlı camiaya umut dolu mesajlar verirken, ''Camiamıza büyük mutluluklar yaşatacağım'' iddiasında bulundu.
''Q7'' şunları kaydetti:
''Ben buraya Beşiktaş'ı ileri taşımak için geldim. Camiamıza büyük mutluluklar yaşatacağım. Bunu hep beraber yapacağız. Geldiğimden beri kendimi çok mutlu hissediyorum ve bu mutluluğun getirdikleriyle taraftarlarımızın beklediği kupaları kazanacağız. İmza töreninde söylediğim 'Şampiyonluk için kanımı akıtacağım' sözünü burada da tekrarlamak istiyorum. Sahada olduğum süre boyunca takım için her şeyimi veririm ve bunu da yapacağım.''
-''MUTLU OLACAĞIM YERİN BEŞİKTAŞ OLDUĞUNU ANLADIM''-
Beşiktaş'a transfer sürecini anlatan Quaresma, ''Teklifi menajerim bana ilettiğinde düşüneceğimi söyledim. Çünkü Inter'den ayrılmak istiyordum. Bunun üzerine görüşmeler başladı. Beşiktaşlı yöneticiler benim çok önemli olduğumu hissettirip güvendiklerini söylediler. Ben de imzayı attım ve şu anda çok mutluyum. Ayrıca söylenildiği gibi Fenerbahçe ya da başka bir takımdan teklif almadım'' dedi.
Transfer sürecinde başkan Yıldırım Demirören'in kendisiyle konuşmak için yanına geldiği hatırlatılan Quaresma, ''Kendisini yanımda görmek büyük bir onurdu. Onların bana güvendiğini görmek benim için en önemlisiydi. Tabii ki beni isteyen birçok takım vardı ama başkanla konuştuktan sonra mutlu olacağım yerin Beşiktaş olduğunu anladım'' ifadelerini kullandı.
''Q7'', ''Başkanımız 'Schuster imzaladı, sen de imzalayacaksın' dediğinde çok mutlu oldum. Zamanında büyük futbolcuydu, şimdi de büyük bir hoca. Onunla çalışmak, onun tarafından eğitilmek bana mutluluk veriyor'' dedi.
BJK İnönü Stadı'nda kendisi için düzenlenen imza törenini de değerlendiren Portekizli yıldız, ''Bir futbolcunun en çok isteyeceği şey; sahaya girdiğinde isminin bağırılması, taraftarların onu beklediğini bilmesidir. Ben bunu o gün sonuna kadar yaşadım ve hayatıma damga vuran olaylar arasına girdi. Kendimi Beşiktaşlı, onların parçası gibi hissettim'' ifadelerini kullandı.
-''BANA NEREDE OYNAYACAĞIMI SÖYLESİNLER YETER''-
Quaresma, ''En verimli kullanılacağın oyun biçimi sence nedir?'' şeklindeki bir soruya, ''Fark etmez... Bana nerede oynayacağımı söylesinler yeter'' diye yanıt verdi.
Vikingur karşılaşması ile ilk kez resmi bir maçta Beşiktaş taraftarının karşısına çıkan Quaresma, müsabaka öncesi taraftarlara ''üçlü'' çektirdiği an ile ilgili olarak, ''Açıkçası Portekiz'de de insanlar futbolla çok ilgili ama Türkiye'deki gibi değil. Bu nedenle beni çağırdıklarında tedirgin oldum. Ne yapacağımı bilemedim. Ama sonucu güzel oldu'' dedi.
Vikingur maçında değerlendiremediği penaltının kariyerinde kaçırdığı ilk penaltı olduğunu söyleyen ''Q7'', ''Çok kötü vurdum, kaçırmamalıydım. Atmam lazımdı'' değerlendirmesini yaptı.
Sıklıkla yaptığı ayağının dışıyla sert şut ve kendine has topuk pasları hatırlatılan Quaresma, ''Doğarken ayaklarım kapalı olduğu için dışarı açma gibi bir eğilimim oluyor (gülüyor). Ayrıca diğer futbolcuların yapmadığı şeyleri denemeyi de seviyorum. Bir de başarılı olunca çok mutlu oluyorum'' şeklinde görüş belirtti.
Portekiz'in bir diğer popüler futbolcusu Ronaldo ile sürekli kıyaslanması hatırlatılarak, aralarında kişisel olarak rekabet olup olmadığı sorulan Quaresma, ''Hayır, aramızda bir rekabet yok. Onun kendi yetenekleri var, benim kendi yeteneklerim. Bir çekişme yaşamıyoruz. Kendisi çok iyi bir futbolcu olmanın yanı sıra harika bir insan. Buradan onun için en iyi dileklerimi sunuyorum'' dedi.
-''ÇOK YOKSUL BİR AİLEDE BÜYÜDÜM''-
Quaresma, çocukluğunun yoksulluk içinde geçtiğini vurgulayarak, hayatını, ''Hem yoksulluğun dibini, hem de zenginliğin zirvesini yaşadım'' diye özetledi.
Portekizli futbolcu, çocukluk dönemiyle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi:
''Çok yoksul bir ailede büyüdüm. Yaşadığımız bölgede uyuşturucu dahil aklınıza gelebilecek her türlü kötü alışkanlık yaygındı. Bu sebeple o hayatı iyi biliyorum. O hayattan çok şey öğrenerek bugünlere geldim. Hem yoksulluğun dibini, hem de zenginliğin zirvesini yaşadım. Yaşadıklarımdan hep ders çıkardım. Bunların ne anlama geldiğini ve benim için önemini ayrı tutarım.''
Gecekonduda büyüdüğünü, küçüklüğünün tek odalı bir evde geçtiğini anlatan ''Q7'', ''Hayatımızı zar zor idame ettirebiliyorduk'' dedi.
-''KÜÇÜKKEN FUTBOLU SEVMİYORDUM''-
Küçükken futbolla hiç ilgilenmediğini belirten Quaresma, şunları kaydetti:
''Aklımda sadece o bölgede beraber büyüdüğüm çocuklar gibi kötü alışkanlıklar vardı. Onlara özeniyordum, sadece onlarla vakit geçirmek istiyordum. Ağabeyim ise futbol oynuyordu ve bir gün beni de antrenmana götürmek istedi. 'Çok istiyorsan gelirim ama futbolu sevmiyorum. Boşu boşuna götürme' dedim. Yine de gittik ve beni kendi antrenörüyle tanıştırdı. Ondan antrenmana katılmamı rica etti. Israrla istemediğimi söylesem de kendimi o ilçe takımının altyapısında buldum. Daha sonra Sporting Lizbon ağabeyimi kadrosuna katmak için geldi. Ona 'Futbol oynayan bir kardeşinin daha olduğunu duyduk' dediler. Ben hala futbolu sevmiyordum ve ciddiye almıyordum ama iki gün sonra imzayı attım. 17 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda Portekiz'le şampiyon olduktan sonra da hayatımın bir parçası oldu.''
''12 yaşındayken futbolu bırakıp hokey oynamak istemiştim'' diyen Quaresma, ''Anneme bunu söylediğimde 'Eğer futbolu bırakırsan; birincisi hokey oynamana izin vermeyeceğim, ikincisi dışarı çıkamayacaksın, üçüncüsü arkadaşlarınla görüşemeyeceksin' dedi. Tabii Avrupa Şampiyonası'nda iki gol atıp şampiyonluğu yakaladıktan sonra Sporting Lizbon'a döndüğümde bana B takımda oynama şansı verdiler. Orada 24-25 yaşında oyuncular vardı ve o an işin ciddiyetini kavradım. Artık profesyonellerle birlikteydim'' ifadelerini kullandı.
Ağabeyinin şimdi küçük bir takımda oynadığını belirten ''Q7'', ''Bütün hayatını benim iyi olmam için feda etti'' dedi.
Dört yaşındayken annesiyle babasının ayrıldığını anlatan Quaresma, ''Babamla da görüşüyorum, ilişkim sağlam, onu çok seviyorum ama annem gibi değil. Çünkü annemin neler çektiğini gördüm'' diye devam etti.
Quaresma, ''Ailem için gerekirse canımı bile veririm. İkinci kez düşünmem. Saha içinde soğukkanlıyım, hiçbir şeyden korkum yok. Çünkü bu hayatta her şeyi gördüm. Tabii insanlar beni genellikle sahada gördükleri için duygusuz olduğumu düşünebilirler. Ama işin içine ailem girdiğinde her şey farklılaşır'' dedi.